Kavala’da satılık 300 metrekare 0 katlı müstakil ev. Müstakil ev ayrıca cephe olarak yola bakan taraftadır Mülk, güzel bir deniz manzarasına sahiptir..Ayrıca şömine, tente, bahçe, çim, ısıtma, kiler bulunmaktadır.
Bazı evlerde yaşanır. Bazı evler ise daha kapısını açmadan size bir hikâye anlatmaya başlar.
Kavala’da, şehrin en ayrıcalıklı konumlarından birinde, 1927 tarihli nadir ve tescilli bir Neoklasik yapı yükseliyor. Bu yalnızca bir aileye yuva olmak için inşa edilmiş bir konut değil; onu yaratan insanların dönemini, toplumsal konumunu ve estetik anlayışını ifade etmek üzere tasarlanmış bir yaşam alanıdır.
İlk sahibi, Kavala’nın varlıklı, yerli bir Yunan tüccarıydı. Döneminin insanıydı; yalnızca ekonomik güce değil, aynı zamanda kaliteye ilişkin güçlü bir anlayışa da sahipti. Bu anlayış bugün bile evin her ayrıntısında hissediliyor.
Bu, sonradan “Neoklasik karakter” kazandırılmış modern bir konut değildir. Şehrin mimari tarihinin özgün bir parçasıdır; zaman içinde kişiliğini korumuş ve geçmişteki kimliğine saygı gösterilerek köklü bir restorasyondan geçirilmiştir.
Restorasyon, yapının özgün karakterinden ödün vermeden, ayrıntılara olağanüstü bir özen gösterilerek gerçekleştirilmiştir. Merdivenlerde ve holde kullanılan mermerden, Almanya’nın Hamburg kentinden gelen meşe ahşap zeminlere kadar her malzeme ve her seçim, kalitenin asla tartışma konusu olmadığı bir anlayışı yansıtır.
Kapsamlı yenileme 1987 yılında başlamış, 1993 yılında tamamlanmış ve yaklaşık dört yıl sürmüştür. Böyle tarihi bir konutun karakterini korumak için gereken sabır ve titizlikle gerçekleştirilmiştir.
İç mekânda bugün yeniden yaratılması son derece güç olan unsurlar bulunur: Avusturya ve Macaristan’dan gelen tablolar ve mobilyalar, İran halıları ve geçmişle bir diyaloğu sürdürüyor hissi veren bütünsel bir estetik. Bunlar yalnızca dekoratif objeler değildir. Artık geride kalmış bir dönemin parçalarıdır.
Konut üç seviyeden oluşurken, zemin kat kendi ayrı girişine sahip bağımsız bir yaşam alanıdır. İki ayrı yaşam alanı; geniş bir aile için olduğu kadar, misafirler veya iş ortakları için ayrı bir alan oluşturmak isteyen bir malik için de mahremiyet ve kullanım esnekliği sunar.
Binanın tüm cephelerindeki geniş açıklıklar, gün ışığının iç mekânlarda özgürce dolaşmasını sağlayarak gerçekten aydınlık ve çapraz havalandırmalı bir yaşam alanı oluşturur. Balkonlardan denize ve Kavala Kalesi’ne uzanan manzara görülürken, bahçeye doğrudan erişim konuta daha özel bir açık hava alanı kazandırır.
Ana yaşam alanları konforu, rafine estetiği ve doğru şekilde korunmuş tarihi evlere özgü o nadir hissi taşır: Kendinizi yalnızca bir gayrimenkulün içinde hissetmezsiniz. Bir hikâyenin içinde olduğunuzu hissedersiniz.
Konut merkezi kalorifer sistemiyle ısıtılmakta ve ayrıca kendine özgü karaktere sahip ek bir alan sunan bir çatı katına sahiptir.
Ancak bu mülkü gerçekten olağanüstü kılan şey yalnızca metrekarelerinin toplamı değildir. Mimari, malzemeler, zeminler, mermerler, mobilyalar, objeler, manzara ve bahçenin bir araya gelerek bugün yeniden yaratılması son derece zor bir bütün oluşturmasıdır.
Böyle bir mülk yalnızca bir ev arayan bir malike hitap etmez.
Gerçek tarihe, özgünlüğe ve karaktere sahip bir gayrimenkulü kişisel veya yatırım portföyüne eklemek isteyen kişiye hitap eder. Aynı sermayeye sahip olunsa bile bugün aynı şekilde inşa edilemeyecek bir mülk.
Çünkü tarihi bir evin değeri yalnızca görebildiğiniz şeylerde değildir.
Artık satın alınamayacak şeylerde de saklıdır.
Onu yaratan dönemde. Onu inşa eden ustaların ellerinde. Orta Avrupa’dan gelen malzemelerde. Bir zamanlar duvarları arasında yaşayan insanlarda. Pencerelerinin önünden geçen onlarca yılda. Ve denizin ve Kavala Kalesi’nin günlük manzaranın ayrılmaz bir parçası olduğu eşsiz konumunda.
1927 tarihli, özgün bir Neoklasik konut; özenle yenilenmiş, korunmuş ve olağanüstü durumda.
Sadece bir ev değil.
Kavala’nın bir parçası; artık sizin hikâyenizin de bir parçası olabilir.


